Dijitalleşme; Geleceğin Dünyası


Bugün, insanlık bilgi üretme ve bilgiden faydalanma sürecinin evrimleşmesinin bir sonucu olarak yeni bir kültürel devrim ile karşı karşıyadır. Bu devrime “Dijitalleşme” diyoruz..

İnsanlığın gelişmişliğine paralel olarak ihtiyaçlarını karşılamak için bilgisini arttırma gayretleri sonucunda, öncelikle kuramsal bilgilerini geliştirmesi ve bundan faydalanarak teknolojik kapasitesini arttırması ile yaşamın temposu doğal olarak hızlanmıştır. Bu durum karşısında daha doğru kararları daha hızlı ve etkin alabilmek için önce veriye sonra veriyi işleyerek bilgiye dönüştürmek bir zorunluluk haline gelmiştir. İşte Dijitalleşme, veriyi bilgiye dönüştürerek gerçek zamanlı etkin kararlar alabilme kültürü ve yeteneğidir.

Bu bağlamda konuya baktığımızda bilgiyi üretme ve kullanabilme yeteneği, bugünden sonra toplumların varlıklarını sürdürebilme ve dünya yaşamında etkin olabilmelerinin en temel yetkinliği olarak görünmektedir.

Geleceğin dünyası; bağlamı hızlı değişen, kaynakların sürdürülebilirliği açısından verimlilik ve etkinliğin zorunlu olduğu, taleplerin kişiselleştiği ve hızla değiştiği, bireyler arası etkileşimin kontrol edilemediği kaotik bir ortam olacaktır. Bu kaotik ortamda yaşamını anlamlı bir şekilde sürdürmek zorunda olan insanoğlunun en temel ihtiyacı, kararlarının kaynağı olan bilgi ve bilginin temeli olan veriye erişebilmektir. İnsanoğlunun çok kolay gerçekleştirebileceği bir yetenek değildir. Bu noktada insana en temel destek teknolojiden gelecektir. Yani insan ve teknolojinin bütünleşmesi gerekecektir. Ancak, teknolojinin değişim hızına karşın insanın bu teknoloji ile bütünleşmesi ancak kültürünün değişmesi(gelişmesi) ile mümkün olabilecektir. Yani makine insan etkileşimin her an ve her yerde geçerli olduğu bir dünyadan bahsediyoruz. Hazır olan toplumlar için çok kolay, olmayanlar içinse zor bir dünya.

Geleceğin dünyasında var olmak, birey kadar kurum ve şirketleri de ilgilendirmektedir. Çünkü biliyoruz ki kurumlar ve şirketler de aynı canlılar gibi bulundukları ortamdan etkilenmektedir. Var olmanın temel ilkesi olan uyum gösterebilmek onlar içinde bu bağlamda geçerli bir olgudur. Yani bulundukları ortama uyum göstermek zorundadırlar.

Bu anlamda “Dijitalleşme” sadece teknolojik dönüşüm değildir. İnsan yaşamında yeni bir devrimdir. Kültür dönüşümüdür. İş yaşamının paradigmalarının değişimidir.

Şöyle ki; günümüzün insanı daha kişisel ve daha özgürlükçü olup çabuk sevip çabuk bıkan bir yapıya bürünmüştür/bir tip halini almıştır. İhtiyaçları sürekli değişen ve kendine has talepleri olup ürünlerin kişiselleşmesinden memnun olan bir yapıdadır. Bu şartlar, kuruluşların ürünlerini veya hizmetlerini bugüne kadar olmadığı bir şekilde pazara duyarlı hale getirmektedir. Yani üretim hatları da bir o kadar esnek ve talepleri hızla karşılayabilen yapıda olmasını gerektirmektedir. Bu zorunluluk; kuruluşları, müşterilerinin mevcut ve gelecekteki ihtiyaç ve beklentilerini her an toplayıp değerlendirerek ürün ve hizmetlere dönüştürmeye zorlamaktadır. Aksi halde rekabetçiliklerini koruyarak sürdürülebilir bir organizasyon olamamaktadırlar. Yani yok olmaktadırlar.

Dijitalleşme, bu noktada kuruluşların gelecekteki varlıklarını sürdürme için sahip olması gereken en temel özellik olarak öne çıkmaktadır. Çünkü dijitalleşme gerçek zamanlı verilerin işlenme, ürün ve hizmete dönüştürülme kapasitesi ve yeteneğine kuruluş olarak sahip olmak demektir. Aslında bilginin amaca uygun, etkin ve verimli kullanılabilmesi, işlenmesi olarak tanımlanabilmektedir.

Dijital Olgunluk seviyesi ölçüm modeli bu ihtiyacı karşılamak üzere tasarlanmış olup kuruluşların bu yolculukta ki rehberi olmayı amaçlamaktadır.

Hazır olmak için ne yapmalıyız? İnsanoğlunun bence öğrenmesi gereken en önemli olgu varlığını sürdürmek için değişimi yönetmek zorunda olduğudur. Değişimi yönetmek ise ölçmekten geçmektedir. Aynı olgu dijitalleşme içinde geçerlidir.

Öncelikle geleceğin dünyasında dijitalleşmeyi etkileyen faktörleri sıralamak yol haritasının hazırlanmasında faydalı olacaktır. Konuyu ele alış şeklimiz yani stratejik bağlamımız en temel faktör olacaktır. Hemen ardından iş yapış şeklimiz yani süreçlerimiz, süreçlerimizin verimliliğini, etkinliğini arttırmak için sahip olduğumuz araçlar ve yetenekler öne çıkacaktır. Elbette bu amaçlarımızı ve işimizi yapış biçimimiz insanlar ve insanlar arasındaki ilişkilerin etkin olmasına da bağlıdır. Yani organizasyon yapımız ve kurum kültürümüz. Bu faktörleri hangi göstergelerle organizasyonlarda yer aldığını ve ne kadar etkin olduklarını cevaplayıp ölçebilirsek sanırım dijitalleşme düzeyimizi tanımlamak mümkün olacaktır.

Bu yazıda amacımız, şirketlerin veya kuruluşların geleceğe uyum sağlayabilmelerine yardımcı olmak üzere onların mevcut durumunu tespit ederek, değişimi planlayıp tasarlayabilmelerine destek vermek üzere geliştirdiğimiz “Dijital Olgunluk Seviyesi Ölçümü” yaklaşımın temel taşlarını paylaşmaktır.

Bu kapsamda dijitalleşmenin kurum ve şirketler için nasıl tanımlanabileceği hakkında yaptığımız literatür taramalarında, dijitalleşmenin sadece teknoloji demek olmadığını, aynı zamanda teknolojinin çeşitli stratejiler ile ürün, süreç ve müşteri deneyimi aracılığıyla büyüme ve verimlilik sağlayacak şekilde iş yapış biçimlerine entegre edilmesi anlamına geldiğini gördük.

Bu amaçla mevcut literatür taramaları sonucunda kuruluşların dijitalleşme yolculuğunu etkileyebilecek temel boyutlar tespit edilmiştir. Bu boyutlar Stratejiler, Süreçler ve Değer Akışı, Yaklaşımlar/Metotlar, Organizasyon ve Kurum Kültürü olarak özetlenmiştir. Ayrıca bu boyutları ölçecek 36 gösterge ve 128 alt gösterge tespit edilerek beşli skalada ne anlama geldiği veya hangi düzeyin hangi özellikleri taşıyabileceği tanımlanmıştır. Bu çalışmalarda EFQM modelinin girdi faktörleri ve ölçme yaklaşımından da esinlenilmiştir. Aynı zamanda modeli desteklemek üzere yalın uygulamalarda da kullanılan kuruluşların verimliliklerini ve etkinliğini ölçen üç temel göstergede her kuruluşta kabaca kayıpları belirleyebilecek şekilde tanımlanmıştır. Oluşturulan bu temel yapının kuruluşlarca etkin kullanılabilmesi için üç aşamalı bir uygulama konsepti öngörülmüştür.

Birinci aşama, kuruluşların kendi kendine yapabilecekleri öz değerlendirme aşamasıdır. Bu aşamada kuruluşlar kendi seviyelerini öğrenebilirken aynı zamanda güçlü ve zayıf noktalarını da genel hatları ile tespit edebilmektedirler. İkinci aşama ise kuruluşlara yol haritası hazırlayabilmelerine imkân sağlayacak şekilde detaylı analiz safhası olan saha çalışması olarak tanımlanmıştır. Bu aşamada kuruluşların büyüklükleri dikkate alınarak gerçekleştirilecek olan saha çalışmasında, anket modelinin detaylı sorgulaması ile verimlilik ve etkinlik ölçen göstergelerin ölçümü birden fazla değerlendirici ile yapması planlanmaktadır. Hazırlanan rapor kuruluşların kendi Değişim yol haritalarını hazırlayabilmeleri için güçlü ve zayıf yönleri ile kayıplarının kaynaklarına yönelik bilgi vermektedir. Üçüncü ve son aşamada ise kuruluşlarla birlikte hazırlanan rapora istinaden Değişim Proje planının hazırlanmasıdır. Bu yolculuk, her kuruluş için özgün bir yolculuktur. Çünkü hem kuruluşun stratejik amaçlarına hem mevcut durumuna hem de sahip olduğu kaynakların ve kurumsal yeteneklerin seviyesine ve çeşitliliğine bağlıdır. Dolayısıyla şablon bir çözüm değildir.

Dijitalleşme Olgunluk seviyesinin ölçülmesi sonucunda kuruluşlar hem teknoloji seviyelerini arttırmak hem de bu teknolojiye uygun iş modellerini geliştirmek üzere çalışanlar ve süreçler üzerinde iyileştirme çalışmaları yapacak projeler geliştirebileceklerdir.

Dijital olgunluk seviyesinin bilinmesi; kuruluşlara bulundukları ekosistem içerisinde, kurumsal maçlarına etki eden tüm bilgileri, zaman duyarlı olarak işleyerek, müşterilerine mevcut ve gelecekteki ihtiyaçları bağlamında hizmet sunma kapasitelerini anlamalarını sağlar.

Dijitalleşme sürecini tamamlayan kuruluşlar için ise müşteri isteklerine gerçek zamanlı duyarlı olmayı, mevcut sistemler arasında bütünleşik olarak bilgiyi işleyerek hızlı ve esnek yani çevik olabilmelerini bunu da verimlilik ve etkinlik bağlamında sonuçlarını en iyi iyileyerek yapabilmelerini sağlar.

Bu modelle amacımız kuruluşların kendi geleceklerini yönetebilmek için MR’larını çekerek Değişim planlarını yapmalarına yardımcı olabilmektir. Sektör yöneticilerine ise üyelerinin katılımı ile yapılacak ölçümlerle hem gelişimi izlemelerinin altyapısını sunabilmek hem de teşvik ve yönlendirmeler için oluşturulacak politika ve stratejilere ışık tutabilmektir. Tedarik zinciri veya bayi zinciri olan kuruluşlar için ise aynı şekilde stratejik olan tedarikçileri veya bayileri ile entegrasyonlarını yapabilecekleri, iyileştirilebilecek alanlar hakkında bilgi edinebileceklerdir.

Dijitalleşme bir yolculuktur. Hem teknolojik dönüşümü hem de bu teknolojiye uygun olarak kurum kültürünün dönüşmesini öngörür. Bu bağlamda sürekli ölçülmesi ve mevcut zafiyetlerin giderilerek yapısal durumun rekabetçiliğe uygun olarak hazır tutulması önem arz etmektedir.

Kuruluşlar ilk ölçüm sonrasında detaylı ölçümü (saha ziyareti) yaparak değişim yolculuklarını planlamalı ve periyodik olarak bu ölçümü gerçekleştirerek değişimin neresinde olduklarını bilmeleri gerekir. Aksi takdirde sadece rakiplerinin inisiyatifin de bir ömürleri olacağı aşikardır.



Kemal OK - Yönetim Danışmanı (EnEm kurucu)